8 Ağustos 2016
Filmlerle Türkiye’ye Bakmak/ Şenay Aydemir

Sinema, hiç kuşku yok ki bir hayal aracı. Ama aynı zamanda döneminin ve çekildiği ülkenin de tanığı. Örneğin, birçoğumuz hayatımız boyunca hiç gitmediğimiz Amerika Birleşik Devletleri hakkındaki bilgilerimize izlediğimiz filmlerden sahip oluruz. Amerikan ailesi nasıldır, aşklarını nasıl yaşarlar, polisleri, katilleri, hırsızları nasıl davranır; New York’taki hayat ile taşradaki hayat arasındaki farklar nelerdir gibi soruların cevapları çoğu zaman izlediğimiz filmlerde gizlidir.

Benzer bir durum Türkiye sineması için de geçerlidir. Özellikle 1950’li yıllardan sonra ‘yönetmenler kuşağı’ olarak anılan isimlerin film çekmeye başlamasıyla birlikte Türkiye toplumundaki değişimleri, her dönem farklılık kazanan karakterleri görmek mümkün. Bu ders, Türkiye’nin son elli yılına özel filmler ve onar yıllık dönemler üzerinden bakmayı amaçlıyor. 50’li yıllarda kırın çözülmesiyle kent hayatında yaşanan dinamizmi; altmışlarda yükselen toplumsal mücadelenin izlerini ve kırdan gelenlerin kette tutunma maceralarını; yetmişlerde politikleşen karakterleri, sıradan karakterlerin yükselişini; seksenlerde darbe sonrası sessizliğe gömülen politik sinemanın komedi filmleriyle kendisini nasıl ifade ettiğini; doksanlarda geçmişe özlem ve geleceğe bakışın izlerini; ikibinli yıllarda Kürt sorununun yakıcı sonuçlarını, kent insanının yabancılaşmasını, yaşanan ahlaki çöküntüyü bir çırpıda görebiliriz Türkiye sinemasına baktığımızda.

Ders, bazen filmlerin bütününe bakarak, bazen bir karakterin peşine takılarak çekildiği dönemin dinamiklerini insan ilişkilerinin geldiği düzeyi, toplumsal olayların karakterler üzerinde yarattığı etkileri ve karakterlerin bütün bunlara verdiği tepkileri gösterme amacı taşımaktadır.

Her on yıllık dönem iki ayrı derse bölünmüştür. Dersler üçer saatten yapılacaktır. Derslerde önce bir film gösterilecek sonra söz konusu filmden hareketle dönemin özellikleri masaya yatırılacak, başka filmlerden sahnelerle konu derinleştirilecektir. Ders kapsamında 1960’lar, 1970’ler, 1980’ler ve 1990’lı yıllar ele alınacaktır. Her dönem iki ders halinde işlenecektir. Planlanan toplam ders sayısı 8; planlanan ders saati ise 24 olacaktır.


BİRİNCİ BÖLÜM

1960’LAR: Kır kente taşınıyor, kent çözülüyor

60’lı yıllar Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan tarımda modernleşme hamleleriyle birlikte kırın çözülmesine tanıklık edilen dönem oldu. Bu çözülme, kırdaki insanların kitleler halinde büyük kentlere gelmelerine ve kentin çevresine yerleşmelerine neden oldu. Öte yandan 50’li yılların sonunda kıpırdanmaya başlayan işçi hareketleri 60’lı yıllarda zirveye ulaştı. DİSK’in kuruluşu, 15-16 Haziran yürüyüşüne giden yolları açarken ‘haksızlığa karşı mücadele’de sinemada öne çıkan unsurlardan birisi oldu.

Gösterilecek filmlerin ardından anlatılacak dersler dönemin öne çıkan diğer filmleri Acı Hayat, Ağaçlar Ayakta Ölür, Bitmeyen Yol, Son Kuşlar, Yasak Sokaklar, Vesikalı Yarim, Seyyit Han ve Ah Güzel İstanbul adlı yapımlardan görüntülerle desteklenecektir.

DERS 1

Film: Gurbet Kuşları

Amaç: Gurbet Kuşları, varlarını yoklarını satarak İstanbul’a gelen bir ailenin kent hayatı için paramparça oluşlarını anlatır. Yaşlılar köye duydukları özlemle yanıp tutuşurken, gençler bir biçimde kentte tutunmanın yollarını ararlar. Ama aç gözlülük, çözülme, ahlaki çürüme de bununla birlikte gelecektir. Gurbet Kuşları 60’lı yılların çözülen toplumuna gerçekçi bir bakış atarken, dönemin insan popülasyonu hakkında önemli gözlemler edinme fırsatı da sunar.

DERS 2:

Film: Karanlıkta Uyananlar

Amaç: Ertem Göreç’in Vedat Türkali’nin senaryosundan çektiği ‘Karanlıkta Uyananlar’, Türkiye’nin ilk işçi filmi olarak anılır. Bir boya fabrikasındaki direnişe farklı karakterlerin gözüyle bakmaya çalışan film hem dönemin önemli ruhunu yakalar hem de farklı sınıfların ruh halini anlamamıza sağlar. Film aynı zamanda Kürt, Rum, Ermeni, Laz vb. karakterleriyle dönemin İstanbul’unun sosyal hayatındaki canlığını farklı kültürlerin dayanışma ruhunu gösterir.


İKİNCİ BÖLÜM

1970’LER: Sinema sıradan insanın evine konuk oluyor

70’li yıllarda özellikle Yılmaz Güney’in ‘Umut’ (1970) filminin yarattığı etkisi büyük oldu. Güney, o güne kadar alt sınıflardan da olsa eli yüzü düzgün ve bir biçimde ‘kahraman’ olmayı başaran karakterlerin yer aldığı Türkiye sinemasında ‘en alttakiler’in hikayesini anlatıyordu. ‘Umut’un Cabbar karakteriyle birlikte sinemada sıradan insanların hayatlarındaki derinlikleri fark etmeye başladık. Gerçek kaygılar, gerçek sıkıntılar bir anlamda Türkiye’nin görüntüsünü ortaya koyuyordu. Aynı zamanda kırdan kente gelenlerin, artık büyük çoğunluğunu oluşturdukları İstanbul’da küçük burjuvalaşan hayatları ve ‘kentin hakimi’ olma sevdalarını, bütün bu süreç içinde kır ahlakı ile kent hayatı arasında sıkışıp kalan kadınların hikayelerini de görmeye başladık.

Gösterilecek filmler dışında dersler Umut, Linç, Dikkat Kan Aranıyor, Birleşen Yollar, Dönüş, Otobüs, Batsın Bu Dünya, Hababam Sınıfı, Kara Çarşaflı Gelin, Cemil, Sürü, Maden ve Hazal’dan görüntülerle desteklenecektir.

DERS 3

Film: Bereketli Topraklar Üzerinde

Amaç: Sivas’ın bir köyünden Adana’ya çalışmak için giden üç arkadaşın hikayesini anlatan film, Türkiye’nin modernleşme serüveninde ortaya çıkan çelişkileri anlatır. Kent hayatına alışamayan kahramanların yaşadıkları ve çelişkilerin dönemin kültürel kodlarını ve insanlarını anlamamız için bulunmaz fırsatlar sunmaktadır. Bereketli Topraklar Üzerinde bir anlamda tutunamayanların hikayesidir.

DERS 4

Film: Gelin

Amaç: Lütfi Akad’ın Türkiye sinemasının en önemli yapıtları arasında yer alan bu filmi, köyden kente göç etmiş bir ailenin ‘gelin’ine odaklanır. Kocasının ailesiyle birlikte yaşayan Meryem, bir yandan feodal ilişkiler ağında bunalırken; öte yandan kent hayatının bir parçası olmak için çabalamaktadır. Kentleşme ve modernleşmenin kadınların hayatlarını daha güzelleştirdiğini düşünürken, dinsel bağnazlık çıkar karşısına. Bir yandan da para hırsı ve aç gözlülüğün yarattığı trajedilere tanık oluruz. Gelin, 70’li yıllarda özgürlük özlemleri duyan kadınların sıkışıp kaldıkları feodal ve dinsel değerlerin üzerine bir de ‘çarpık’ bir kapitalistleşmenin eklenmesiyle ortaya çıkan ülkenin eşsiz bir fotoğrafını sunuyor.


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

1980’LER: Darbe ülkenin üzerine çöküyor, yeni yollar yeni arayışlar

80’li yıllar Türkiye tarihinin en zor dönemleri olarak kayıtlara geçti. Darbenin ardından en sinema üretimi de salonlara giden seyirciler de hızla azalmaya başladı. Ancak aradan birkaç yıl geçtikten sonra sinema yeniden kendisini toparlamaya başladı. Bu dönem darbe koşullarından dolayı meseleler ‘dolaylı’ yollardan anlatılıyordu. Yine bu dönemde kadın temalı filmlerde artış söz konusudur. 1986 yılında sansür kurulunu kaldırılmasıyla özellikle 12 Eylül’e dair yapımların çekilmesinin de önü açıldı. Bu dönem politika yapmak sınırlandırıldığı için politika komedi filmleri üzerinden yapılmaya başlandı. Dönemin ekonomi politikalarına uygun olarak ‘işini bilen vatandaş’ teması, dönem komedilerinin içine sızmayı başarıyordu.

Ders ayrıca At, Faize Hucüm, Namuslu, Fahriye Abla, Adı Vasfiye, Kurbağalar, Çıplak Vatandaş, Ses, Sen Türkülerini Söyle, Anayurt Oteli, Hakkari’de Bir Mevsim, Selamsız Bandosu, Arabesk filmlerinden görüntülerle desteklenecektir.

DERS 5

Film: Düttürü Dünya

Amaç: Ankara pavyonlarında klarnet çalarak ailesini geçindirmeye çalışan Mehmet’in öyküsü. Ankara’ya bambaşka bir açıdan bakan film, dönemin liberal yağma ekonomisinin insanları sürüklediği sıkıntıları ustalıkla gösteriyor. Dönemin ekonomisi, sosyal hayatın hızla çözülmesi, her koyunun kendi bacağından asıldığı bir durumu anlatması itibariyle 70’li yıllara damga vuran ‘dayanışma’ duygularının parçalandığı, bunun içindeki insanların da hayatta tutunmaya çalıştığı dönemin Türkiye’sine bakış atılıyor. 

DERS 6

Film: Sen Türkülerini söyle

Amaç: Şerif Gören’in filmi, altı yıl cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılan Hayri isimli bir genci anlatır. Hayri cezaevinden çıktıktan sonra bambaşka bir Türkiye ile karşılaşır. İnsanlar siyasi değerlerini bırakmış arkadaşlar, hayatta kalmanın giderek zorlaştığı bir Türkiye, sıradanlaşan aşklar. Hayri bir yandan cezaevinde yaşadıklarıyla yüzleşir, diğer yandan da yen Türkiye ile. Film, sanki hayatına bir süre ara vermiş bir karakterin gözünden 80’ler Türkiyesine bakma fırsatı sunuyor. Aynı zamanda, Hayri’nin gözlemleriyle değişen ilişkileri anlatır. Bir de televizyonun hayatımıza girişi…

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

90’LAR: 80’den arta kalanlar ve yeni bir Türkiye

90’lı yıllar, Türkiye’de 80 darbesinin etkilerinin artık yerleşik hale geldiği, ekonomide liberalleşmenin ve günlük hayatta da parçalanmanın zirve yaptığı dönem olarak kayıtlara geçti. Sinema Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu, Derviş Zaim, Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan gibi yepyeni bir kuşağa ait yönetmenlerle tanışırken; filmlerin dili ve görsel dünyası da değişmeye başlamıştı. Artık köy/kent ayrımı kalmamış karakterlerin büyük çoğunluğu kentli olmuş ancak bu kez de ‘kent’ hayatının sorunları, sıkıntıları ortaya çıkmıştır. Bu bölümde ayrıca Uçurtmayı Vurmasınlar, Sis, Benim Sinemalarım, Bekle Dedim Gölgeye, Gizli Yüz, İki Kadın, C Blok, Karanlık Sular, Eşkıya, Tabutta Rövaşata, Masumiyet, Her Şey Çok Güzel Olacak, Kaç Para Kaç, Üçüncü Sayfa, Güneşe Yolculuk filmlerinden de yararlanılacaktır.

DERS 7

Film: Gölge Oyunu

Amaç: Yavuz Turgul’un dönemin popüler akımı postmodernizmden esinlenerek estetiğini kurduğu film, karakterlerinin varlık ve yokluğunun birbirine karıştığı, geçmişin gölgesinin kaybolup geleceğin de belirsizleştiği bir ortamda geçer. Doksanlar biraz da böyle bir dönemdir ve ‘Gölge Oyunu’nun karakterleri ne vardırlar ne yokturlar. Film, 90’lı yıllarda yaşanan varoluş çabalarını karakterler üzerinden görmemizin bir aracına dönüşüyor.

DERS 8

Film: Masumiyet

Amaç: Zeki Demirkubuz’un başyapıtı, kendisinden önceki bütün ‘alt tabaka’ filmlerinden ayrılarak insanoğlunun içindeki ‘kötülük’ temasını öne çıkartır. Ama bu filmin 90’larda çekilmesinin, Zeki Demirkubuz gibi bir yönetmenin bu tarihsel dönemde ortaya çıkmasının da nedenleri var hiç kuşku yok ki. 90’lar bu türden hikayeler anlatmak için oldukça çok mazleme sunuyordu. Toplumda giderek yaşanan lümpenleşme, Demirkubuz karakterlerini başrole taşımıştı. O güne kadar ‘alt sınıf’ filmlerinin kahramaları hep masum, iyi resmedilirken; Demirkubuz bunu alt üst etti. Ve en alttakilere bakarak Türkiye’nin kötücüllüğünü görmemizi sağladı.

SON KAYIT TARİHİ: 30 EYLÜL 2016

Başlangıç Tarihi:         7 Ekim 2016 Cuma
Bitiş Tarihi:                 25 Kasım 2016 Cuma
Süre:                          3 Saat/ 19.30-22.30
Kayıt İletişim:             etev@etev.org, 0216 349 99 92, 0505 261 04 61